Widgets Magazine

Hüseyin Nihal Atsız Kimdir?Yazarlıktan Başka Hangi Meslekleri Yapmıştır?Hüseyin Nihal Atsız’ın Hayat Hikayesi…

Hüseyin Nihal Atsız Kimdir?Yazarlıktan Başka Hangi Meslekleri Yapmıştır?Hüseyin Nihal Atsız’ın Hayat Hikayesi…
Bu yazı 11 Ocak 2019 - 9:00 'de eklendi.

Hüseyin Nihal Atsız, 12 Ocak 1905 tarihinde doğdu, 70 yıllık hayatından geriye pek çok eser bıraktı. Türkçülük ve Turancılık düşünce akımının en ünlü isimlerinden Hüseyin Nihal Atsız Kimdir? Yazarlıktan başka hangi meslekleri yapmıştır? İşte düşünceleri, davaları, meslek ve aile hayatıyla Hüseyin Nihal Atsız’ın hayat hikayesi…

Hüseyin Nihal Atsız Türkçülük ve Turancılık düşüncesine sahip bir yazar olarak, hayatı boyunca düşüncelerini savunmaktan asla vazgeçmemiştir. Düşünceleri bugün bile pek çok insanın beğenisini kazanmaya devam etmektedir. Peki, yazarlık, memuriyet ve öğretmenlik yapan Hüseyin Nihal Atsız kimdir?

Hüseyin Nihal Atsız adına söylenebilecek en son sözü, bu yazımızda ilk olarak söyleyerek, bu sözün ışığında Hüseyin Nihal Atsız’ın hayatına göz atmayı uygun bulduk…

Hüseyin Nihal Atsız, 13 Aralık 1975 tarihinde Kurban Bayramı’nın ilk günü Kadıköy Osmanağa Câmii’nde kılınan ikindi namazını müteakip Karacaahmet Mezarlığı’na defnedilmiştir. Cenaze namazının ardından İmam “Merhumu nasıl bilirsiniz?” diye sorduğunda  Fethi Gemuhluoğlu olabildiğince yüksek sesle cevap vermiştir; “Bu musalla taşı, Hüseyin Nihal Atsız kadar gerçek bir er kişiyi az görmüştür, Hoca Efendi.”

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ KİMDİR?

Hüseyin Nihal Atsız 12 Ocak 1905, 11 Aralık 1975 tarihleri arasında yaşamış, Türk yazar, şair, düşünür ve öğretmendir. Türklerin tarihini konu edindiği edebî eserleri, tarih araştırmaları vardır. Türkçü-Turancı dünya görüşüne sahiptir.

Ailesi ve çocukluğu

12 Ocak 1905’te İstanbul Kadıköy’de dünyaya gelen Hüseyin Nihal Atsız’ın babası, Deniz Güverte Binbaşısı Mehmet Nail Bey, annesi ise Deniz Yarbayı Osman Fevzi Bey’in kızı Fatma Zehra Hanım’dır. Ailesinin ilk çocuğu olan Hüseyin Nihal Atsız’ın 2 kardeşi vardır.

Annesi Fatma Zehra Hanım, 1930 yılında, Hüseyin Nihal Atsız 25 yaşındayken damar sertliğinden dolayı vefat etti. Aradan bir yıl geçtikten sonra babası Mehmet Nail Bey, yine Fatma Zehra isminde bir kadın ile evlendi. Bir kız çocukları oldu ancak iki yıl sonra geçimsizlik nedeniyle ayrıldılar.

Eğitim hayatı

İlköğrenimini farklı okullarda tamamlayan Hüseyin Nihal Atsız, orta öğrenimini İstanbul Lisesi’nde aldı. Mezun olduktan sonra Askeri Tıbbiye’ye kayıt oldu.

Türkçülük akımının etkisindeyken, Ziya Gökalp’in cenazesinde farklı görüşlü öğrencilerle tartıştı. O günden sonra süren anlaşmazlıklar sonucunda bir teğmene selam vermediği gerekçesiyle 4 Mart 1925 tarihinde okuldan atıldı.

Sonrasında kısa bir süre Kabataş Erkek Lisesi’nde yardımcı öğretmenlikte bulundu. Tekrar üniversiteye dönene kadar Deniz Yolları’na ait Mahmut Şevket Paşa adlı vapurunda Kâtip muavini olarak çalıştı.

Üniversite Hayatı

Hüseyin Nihal Atsız, Askeri Tıbbiye’den atıldıktan sonra ara verdiği üniversite hayatına geri döndü ve 1926’da İstanbul Darülfünun Edebiyat Fakültesi Edebiyat Bölümü’ne ve yatılı kısım olan Yüksek Muallim Mektebi’ne kaydoldu. Ancak bir hafta sonra askere çağrıldı. 9 ay süren askerliğinin ardından üniversite eğitimine geri döndü ve çalışmalarına devam etti.

Arkadaşı Ahmet Naci ile “Anadolu’da Türklere Ait Yer İsimleri” adlı makale Türkiyat Mecmuası İkinci cildinde yayınlandı. Bu çalışmalarla hocası Mehmet Fuad Köprülü’nün dikkatini çekmeyi başarmıştı. 1930’da Edirneli Nazmi’nin divanı üzerine mezuniyet çalışması yaptı. Aynı yıl mezun oldu.

Asistanlık hayatı

Hüseyin Nihal Atsız, mezuniyetinden sonra 25 Ocak 1931’de Edebiyat Fakültesi Dekanı olan hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü’nün asistanı oldu. Asistanlığıyla birlikte yazma işine daha fazla zaman ayırmaya başladı. 15 Mayıs 1931 – 25 Eylül 1932 Zeki Velidi Togani, Abdülkadir İnan gibi isimlerle  tarihleri arasında “Atsız Mecmua” yı çıkardı.  Bu adım Cumhuriyet dönemi Türkçülük akımının öncüsü oldu.

Evlilik hayatı

1931 yılında Darülfünun’un Felsefe Bölümü’nden mezun olan Mehpare Hanım ile evlendi. 4 yıl süren bu evlilikten çocukları olmadı. Hüseyin Nihal, Şubat 1936’da ikinci kez Bedriye Hanım ile evlendi. Çiftin bu evlilikten 4 Kasım 1939’da Yağmur ve 14 Temmuz 1946’da da Buğra adını verdikleri iki oğulları oldu. Ayrıca bir de Kaniye adında evlatlık kızı vardı.Çift 35 yıllık evliliklerini Mart 1975’te sonlandırdı.

Yazım hayatı

Yazılarını “H. Nihal”, hikayelerini ise “Y.D.” imzasıyla kendi dergisi “Atsız Mecmua”da yayınlamaya başladı. Kullandığı sert ifadelerle tepkileri üzerine çekmekten çekinmiyordu.

Temmuz 1932’de Ankara’da Birinci Türk Tarih Kongresi’de, Dr. Reşid Galib, Prof. Dr. Zeki Velidi Togan hakkında eleştirilerde bulundu. Bu eleştirilere cevaben Hüseyin Nihal, içinde sonradan ikinci eşi olacak olan Bedriye Atsız ve Pertev Boratav’ın da bulunduğu 8 arkadaşı ile “Dr. Galib’e, Prof. Dr. Togan’ın talebesi olmakla iftihar ederiz” yazılı bir telgraf ile protesto etti.

19 Eylül 1932’de Dr. Galib Maarif Vekili oldu. Bir süre sonra Mehmet Fuad Köprülü de dekanlıktan ayrıldı. Hüseyin Nihal’in dergisindeki 17. Makaleyi (Darülfünun Kara – Yüz Kızartacak Listesi) sebep göstererek dekanlığa yapılan baskı ile 13 Mart 1933’te Hüseyin Nihal’in asistanlık görevine son verildi.

Hüseyin Nihal Atsız, bu duruma Edebiyat Fakültesi Dekanını yakalayıp insanların gözü önünde hırpalayarak tepkisini gösterdi. Ancak bu olayın üzerinde fazla durulmadı ve ceza almadı.

Memuriyet hayatı

Asistanlıktan çıkarılışından sonra  Hüseyin Nihal Atsız’ın tayini Türkçe Öğretmeni olarak Malatya Ortaokulu’na çıktı. Burada sadece Nisan ve Temmuz 1933 ayları arasında görev yaptı. Bir sonraki atamasının yapıldığı yer Edirne Lisesi Edebiyat Öğretmenliği idi. Ancak burada da Eylül – Aralık 1933 zaman aralığı kadar kaldı. Bir süre öğretmenliğine ara verildi.

5 Kasım 1933, “Atsız Mecmua” nın devamı niteliğinde aylık olarak çıkaracağı Türkçü akımının etkisindeki “Orhun” dergisini yayımladı. Ancak,  “Türk Tarih Kurumu”nun çıkardığı, lisede ders kitabı olarak okutulan dört cilt halindeki bu kitaplarda bulduğunu iddia ettiği yanlışlar konusunda ağır eleştirilerde bulunuyordu. Bu sebeple 28 Aralık 1933’te Bakanlık emrine alındı. Dergi de dokuzuncu sayısının yayınlanmasının ardından, 16 Temmuz 1934’te kapatıldı.

Dokuz ay boyunca dergisiyle birlikte Bakanlık gözetiminde kalan Hüseyin Nihal, 9 Eylül 1934’te Türkçe Öğretmeni olarak Kasımpaşa’da bulunan Deniz Gedikli Hazırlama Okulu’na atandı. Buraya gelişinden 4 yıl sonra 1 Temmuz 1938’de görevinden ihraç edildi.

Memuriyet hayatının bitmesinden sonra özel okullarda çalışmaya başladı.1937 – 1939 yılları arasında Özel Yüce – Ülkü Lisesi’nde görev yaptı. 19 Mayıs 1939 – 7 Nisan 1944 yılları arasında da Boğaziçi Lisesi’nde bulundu. Buradaki görevinde iken Basın ve Yayın Genel Müdürü Selim Sarper’in teşvikiyle “Orhun” dergisini kaldığı 10. Sayıdan itibaren 1 Ekim 1943’te yeniden yayınlamaya başladı. Ancak sadece 7 sayı yayınlanacak ve 1 Nisan 1944’te kapandı.

2.Dünya Savaşı döneminde Hüseyin Nihal Atsız

Hüseyin Nihal Atsız, 2. Dünya Savaşı döneminde Türkiye’de komünist düşünce ve faaliyetlerin arttığını düşünüyordu. “Orhun” dergisinin Mart 1944’deki 15. Sayısında Şükrü Saraçoğlu’nun 5 Ağustos 1942 meclis konuşmasındaki şu cümlelerine hitaben bir açık mektup yayınladı: “Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve laakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir.”

Çok geçmeden bir sonraki ay 16. Sayıda ikinci açık mektubunu da yayınladı. Bu mektubun üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’i komünistleri kolladığını ileri sürerek istifaya çağırdı. Hatta bu mektup Türkçü düşünceyi destekleyen kişiler arasında büyük bir kaosa sebep oldu. İstanbul ve Ankara’nın öncülüğünde birçok şehir antikonünist gösterilere ev sahipliği yaptı. Hasan Ali Yücel de tüm bu kaosa sebep olan Hüseyin Nihal’in Boğaziçi Lisesi’ndeki görevine 7 Nisan 1944’te son verdi.

Bu zaman içerisinde Orhun dergisi 16. Sayısını çıkardıktan sonra Bakanlar Kurulu kararınca ikinci kez kapatıldı. Sabahattin Ali’ye “vatan haini” dediği için Hüseyin Nihal aleyhinde dava da açıldı.

Hüseyin Nihal de bu durum üzerine dava için Ankara’ya gitti. Trenden indiğinde istasyonda onu Türkçü gençler karşıladı. Hüseyin Nihal’in aleyhindeki hakaret davasının ilk oturumu 26 Nisan 1944’te yapıldı ve olaylı bir gün oldu. Üniversite öğrencilerinin varlığı belli ki ortamı geriyordu. Bu sebeple 3 Mayıs 1944’te yapılan ikinci oturuma öğrenciler kabul edilmedi. Ancak bu karar öğrencileri yıldırmadı ve kapı önünde yapılan eylemler sonucu birçok sayıda öğrenci gözaltına alındı.

9 Mayıs karar oturumunda Hüseyin Nihal, Sabahattin Ali’ye “vatan haini” dediği gerekçesiyle 6 ay hapis cezasına mahkum edildi. Ancak Hakim “milli tahrik” olduğu görüşüyle cezayı 4 aya indirdi ve erteledi.

Irkçılık – Turancılık davası

1944 yılı 19 Mayıs törenlerinde dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Hüseyin Nihal ve arkadaşlarını ağır bir şekilde eleştiren nutkunu söyledi. Bunun üzerine Hüseyin Nihal ve 34 arkadaşı 1 Numaralı İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılandı. Alparslan Türkeş’in de aralarında bulunduğu birçok önemli isim ifade verdi.

Irkçılık – Turancılık davası adı verilen bu yargılama 7 Eylül 1944’te başladı ve mahkeme haftada 3 gün 65 oturum şeklinde devam etti. 29 Mart 1945 tarihinde mahkeme sonuçlandı. Hüseyin Nihal, 6 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Hüseyin Nihal bu kararın temyizini istedi ve Askeri Yargıtay mahkemenin kararını esastan bozdu.

Sonuçta Hüseyin Nihal, bir buçuk yıl kadar ceza çekti ve 23 Ekim 1945’te tahliye edildi.

İşsizlik zamanları

Düşüncelerinden taviz vermeyişi, sivri dili ile tepkileri üzerine çeken ve sonunda da pek çok kere işinden çıkarılan Hüseyin Nihal Atsız, Ekim 1945 – Temmuz 1949 yılları arasında işsiz kaldı. Hiçbir geliri kalmamıştı. Öyle ki geçinmek için kitaplarını satmak zorunda kaldı. Kendi ismiyle yazı yayınlayamayacağını biliyordu. Bu nedenle Sururi Ermete adlı kişinin kimliği ile Türk – Rus savaşlarını özetlediği kitabı“Türkiye Asla Boyun Eğmeyecektir” i yayınladı.

Sınıf arkadaşlarından Prof. Dr. Tahsin Banguoğlu Milli Eğitim Bakanı olmasıyla işsizliği son buldu ve arkadaşının vasıtasıyla 25 Temmuz 1949’da Süleymaniye Kütüphanesi’ne “Uzman” olarak tayin edildi.

Sivri dilinden dolayı oradan oraya sürüklenmesi yine bitmemişti. Haydarpaşa Lisesi ve Ankara Atatürk Lisesi’nde öğretmenlik yaptıktan sonra Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki görevine tekrar döndü. 1 Nisan 1969 tarihine kadar da görevine devam etti.

1964’te  yayınlamaya başladığı “Ötüken” dergisinde Marksistlerin Doğu bölgelerde çalışmalar yaptığını iddia etmesi üzerine, hakkında dava açıldı. Dava 6 yıl boyunca devam etti ve uzun duruşmalardan sonra Hüseyin Nihal ve derginin Yazı İşleri Müdürü Mustafa Kavabek’in on beşer ay hapsi istendi. Ancak karar temyiz edildi ve Yargıtay tarafından bozuldu. Fakat mahkeme kararda ısrar etti. Bunun üzerine mahkûmiyet kararı kesinleşti.

Bu sürede Hüseyin Nihal’in kronik enfarktüs, yüksek tansiyon ve ağır romatizmadan şikayetle Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne yatışı yapıldı. Hatta hakkında“cezaevine konulamaz” raporu bile verildi. Ama Adli Tıp sadece 4 aylık bir süreci kabul etti. Bu sebepten rapor “Reviri olan bir cezaevinde kalabilir” olarak yeniden düzenlendi.

Böylece İnfaz Savcılığı 14 Kasım 1973’te Hüseyin Nihal’i evinden aldırarak Toptaşı Cezaevi’ne yerleştirdi. Buradan da Sağmalcılar Cezaevi’ne nakledilecekti.

Kesinleşen 15 aylık cezasını çekmek için artık hapisteydi. Ancak bir grup üniversite hocası ve öğrenciler Cumhurbaşkanlığı’na Hüseyin Nihal’in affedilmesi için başvuruda bulundu. Dönemin Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk de kendi yetkisini kullanarak Hüseyin Nihal’in cezasını affetti. 22 Ocak 1974’te tahliye olan Hüseyin Nihal böylece sadece 2,5 ay hapiste kalmış oldu.

Vefatı

10 Aralık 1975’te akşam saatlerinde  kalp krizi geçirdi. Ancak gelen doktor enfarktüs olduğunu anlayamadı. Ertesi günün akşamında Hüseyin Nihal bir kriz daha geçirdi ve kalbi bu sefer dayanamadı. Hüseyin Nihal, 11 Aralık 1975’te kalp krizi sebebiyle vefat etti.

Eserleri

Roman:

  • Dalkavuklar Gecesi, İstanbul 1941.
  • Bozkurtların Ölümü, İstanbul 1946.
  • Bozkurtlar Diriliyor, İstanbul 1949.
  • Deli Kurt, İstanbul 1958.
  • Z Vitamini, İstanbul 1959.
  • Ruh Adam, İstanbul 1972.

Öykü:

  • ‘Dönüş’, Atsız Mecmua, sayı.2 (1931), Orhun, sayı.10 (1943)
  • ‘Şehidlerin duası’, Atsız Mecmua, sayı.3 (1931), Orhun, sayı.12 (1943)
  • ‘Erkek kız’, Atsız Mecmua, sayı.4 (1931)
  • ‘İki Onbaşı, Galiçiya…1917…’, Atsız Mecmua, sayı.6 (1931), Çınaraltı, sayı.67 (1942), Ötüken, sayı.30 (1966)
  • ‘Her çağın masalı: Boz oğlanla Sarı yılan’, Ötüken, sayı.28 (1966)

Şiir:

  • Yolların Sonu (1946)

İnceleme:

  • Türk Tarihi Üzerine Toplamalar
  • Türkler ve Osmanlı Sultanları Tarihi
  • Türk Edebiyatı Tarihi
  • Türk Ülküsü
  • Osmanlı Tarihine Ait Takvimler
  • Türk Tarihinde Meseleler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Download WordPress Themes Free
Download Premium WordPress Themes Free
Download WordPress Themes Free
Download WordPress Themes Free
ZG93bmxvYWQgbHluZGEgY291cnNlIGZyZWU=
download xiomi firmware
Download Premium WordPress Themes Free
online free course
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER

SON DAKİKA