reklam
Ali Güler
Eposta: aliguler@turkgun.com

MHP’nin gelişim süreci ve sahnede Türk Milliyetçiliği

Bu yazı 11 Şubat 2019 - 10:00 'de eklendi.

Çok partili hayata geçişle birlikte kurulan, 1945’te Millî Kalkınma Partisi, 1946’da Demokrat Parti, 1948’de Millet Partisi, 1952’de Türkiye Köylü Partisi ve 1957’de Cumhuriyetçi Köylü Partisi’nin kendi dönemleri içinde Türk siyasi hayatında bıraktığı tesirler, MHP’nin gelişme zeminini hazırlayan olaylardır.

Yukarideki adı geçen bütün bu siyasi partiler millî şef döneminin antidemokratik uygulamalarına tepki olarak farklı zaman ve zeminlerde ortaya çıkmışlar, birtakım farklılıkları olmakla birlikte hemen hemen hepsi aynı “milliyetçi çizgi” üzerinde siyasetlerini geliştirmeye çalışmışlardır. MHP ise ortaya koyduğu ideoloji ile bu partilerin farklılıklarını ortadan kaldırarak onların bir yekûnu ve Türk milliyetçiliği fikriyatının ulaşması gereken tarihî ve tabiî sonucu olmuştur. Dolayısıyla MHP’nin doğuşu Atatürk dönemi sonrasında Türk milliyetçiliğinin geçirdiği çetin ve sert aşamaların tabiî bir sonucudur. Türk milliyetçiliği, hak ettiği kıymeti 1969’dan itibaren MHP’nin ortaya koyduğu siyasi söyleminde bulacaktır.

MHP, görüldüğü gibi yukarıdan bir emirle kurulmuş veya herhangi bir partinin bakiyeleri üzerine oturmuş bir siyasi teşekkül olarak da doğmamıştır. Tam aksine tarihî bir görevi, toplumun şartlarına göre, adım adım gerçekleştirme idealini benimseyen, milletin temel değerlerine sahip çıkan bir parti hüviyetiyle oluşmuştur. Bu tarihten sonra MHP yeniden teşkilatlanma dönemini yaşamıştır. Yine bu süre içerisinde “14’ler”den Türkeş’e yakınlığı ile bilinen bazı isimlerin partiden ayrıldığı görülür. MHP yeni adı ile ilk defa 12 Kasım 1969 seçimlerine girdi. Bu seçimler sonucunda oy oranını 1965 seçimlerine göre artırmasına rağmen % 3.03 oranında oy topladı ve yalnızca Alparslan Türkeş Adana Milletvekili olarak Meclise girebildi. Bu dönemde sesini sık sık duyurabilmesine ve örgütlenme özelliklerine rağmen MHP’nin belli bir seçmen tabanı dikkat çekmektedir.

MHP’nin sadece ismine ve sembolüne baktığımızda onun ideolojisi hakkında az çok bir fikre sahip olabiliriz. MHP’nin ideolojisinin birinci boyutunu Türk-İslam sentezi oluşturur. Bu sentez, parti kurulduğunda ortaya atılan bir olgu değildir. Senelerden beri var olan ve günümüze kadar gelen birtakım değerlerin birleşimidir. Bu değerler birleşimi Ziya Gökalp’ın “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” formülüne dayandırılabilir.

MİLLİYETÇİLİK, MHP İLE SİYASET SAHNESİNDE YER ALIYOR

Orhan Türkdoğan’ın da dediği gibi ilk defa bir parti dinin Türk toplumu içindeki yerini ve değerini belirtmiştir. O güne kadar bir teori şeklinde yer alan din ve milliyetçilik sentezi artık MHP ile birlikte siyasi hayata geçiriliyordu. MHP’nin ideolojisinin ikinci boyutunu “Dokuz Işık” doktrini oluşturmaktadır. Alparslan Türkeş bu boyutu “Görüşlerimizin temeli Türk milliyetçiliği ise siyasi aksiyonun dayandığı doktrin 9 Işık’tır” şeklinde özetlemiştir. Çeşitli tarihlerde kabul edilmiş parti programlarında ve Türkeş’in eserlerinde MHP’nin amacı “yeni bir devlet düzeni kurmak” olarak belirtilir. Dündar Taşer ise bu amacı “Milliyetçi hareket, yeni bir yolun takipçisidir. Bu yol, Türk milletini millet yapan unsurları, asıl benliğine kavuşturmak, ona sonradan eklenmiş, ondan olmayan, onun öz benliğine aykırı olan yamalardan kurtarmaktır” şeklinde izah etmektedir. Bu düzeni kurmak için “İslav Marksizmine” veya “Anglo-Sakson kapitalizmine” gerek olmaksızın “üçüncü bir yol” önerilmektedir. Bu üçüncü yol dünya proletaryası diktatoryası kurma ütopyasına bir tekme vurup tam olarak Türk milletinin güçlenmesini amaç edinen bir millî ülkü” olacaktır. Bu ülkü “Türk milletinin toplum olarak büyük bir hızla kalkınmasını sağlayacak yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî bir doktrin olmalıdır.” Bu doktrinin ruhu “Her şey Türk milleti için, Türk’e doğru Türk’e göre” prensipleri olmalıdır denilmektedir.

SEÇİLMİŞ KAYNAKLAR

Milliyetçi Hareket’in El Kitabı, Ankara, 1973. Tarihte Türkler ve Alparslan Türkeş, C: 1-5., Yeni Düşünce Yayınları, Ankara, 2012. TAŞER, Dündar, “Milliyetçi Hareket”, Devlet, 7. 7. 1969. TÜRKDOĞAN, Orhan, “Milliyetçi Hareket Partisi’nin Anatomisi”, Devlet, 28. 7. 1969. TÜRKEŞ, Alparslan, 9 Işık (Genişletilmiş I. Baskı) İstanbul,1978. TÜRKEŞ, Alparslan, 9 Işık, CKMP Yayını, İstanbul, 1967. TÜRKEŞ, Alparslan, Temel Görüşler, İstanbul, 1975. TÜRKEŞ, Alparslan, Türkiye’nin Meseleleri, Hamle Yayınları, İstanbul, 1996. YALÇIN, E. Semih, “Alparslan Türkeş’in Sürgünden Dönüşü ve Siyasete Girişi”, Tarihte Türkler ve Alparslan Türkeş, C: 3, Yeni Düşünce Yayınları, Ankara, 2012. YALÇIN, E. Semih, “MHP’nin Türk Siyasî Hayatına Girişi ve Etkileri”, Tarihte Türkler ve Alparslan Türkeş, C: 3, Yeni Düşünce Yayınları, Ankara, 2012. YALÇIN, E. Semih, Başbuğ Alparslan Türkeş, Berikan Yayınları, Ankara, 2017.

BAŞBUĞ TÜRKEŞ’İN CKMP-MHP KURULTAYI AÇIŞ KONUŞMASI

(Adana, 8-9 Şubat 1969 Muhterem basın mensupları, Değerli misafirler, Aziz Adanalılar, Sevgili delege arkadaşlarım, Ülkücü Türk gençleri, Sevgili Bozkurtlar, Olağanüstü kurultayımızı, hepinizi en samimi duygularla sevgi ve saygıyla selamlayarak açıyorum. Olağanüstü kurultayımız, millî tarihimizin yeni safhasında ve millî hayatında müstesna bir mevki taşıyacak, Türkiye’nin şanlı geleceği için yeni bir başlangıç olacaktır. Torosların eteğinde, bu kutsal topraklar üzerinde tekevvün eden (doğan) irade yeni bir Ergenekon müjdeliyor. Türk Milletinin önüne çıkarılan engelleri, onu çaresizliğe, yokluğa utançla boyun eğmeye mahkûm eden ve kader kabul edilen neticeyi, sefaleti, cehaleti, istibdadı (baskıyı) yenme kararını taşıyoruz. Yıllardan beri yürütülen mücadele bu kongre ile yeni, verimli merhalelere ve mutlu sonuçlara yönelecektir. Yıllardan beri emsalsiz bir sabır ve fedakârlıkla bir inanç ve hizmet anlayışının mücadelesini yürüten ülkücü arkadaşlarımız emeklerinin mücessem (somut) meyvelerini, Türk Milletini selâmete götüren ışıklı yolu göreceklerdir. Aziz yurttaşlarım, Milletimizin hayatı insanlığın tarihi kadar eskidir. Ak günlerimiz kara günlerimiz vardır. Şanlı devirlerimiz, acılarımız, felâketlerimiz vardır. Millet olarak birçok felâketleri ve belâları göğüsleyerek atlattık. Bugün içinde bulunduğumuz zorlukları yenme güç ve iktidarına da sahibiz. Milletimiz için mesut bir gelecek inşası karar ve iradesi ile yürürken ilk iş olarak bulunduğumuz nokta ve durumu tayin ve tarifle önünüze sermeyi gerekli görüyorum.

GENEL DÜNYA DURUM

Sevgili arkadaşlarım, 2. Cihan Savaşı, Avrupa’yı dünyanın merkezi olmaktan çıkarmış, Almanya, Fransa ve İtalya’nın ezilmesi, İngiltere’nin zayıflaması ve çözülmesi ile Doğu Avrupa’nın Sovyetler tarafından istilâsına, Batı Avrupa’nın Amerikan nüfuz ve kuvvetine sığınmasına böylece Avrupa’nın bölünmesine yol açmıştır. İngiliz ve Fransa imparatorluklarındaki çözülme ve Japonya’nın yıkılışı ile Orta Doğu ve Uzak Doğu Sovyet baskı ve yayılmasına açık kalmıştır. Bu baskıya doğrudan hedef olan, toprak istekleri ve soğuk harp tecavüzleri karşısında kalan Türkiye, kaderini batıya, güvenliğini de Batı Avrupa güvenlik sistemine, NATO’ya bağlamıştır

NATO Sovyet yayılma tehdidine karşı ciddi bir tedbir olmuş ve barışı korumaya hizmet etmiştir. Ancak, savaş tehlikesi ve ihtimali büsbütün ortadan kalkmamıştır. Çekoslovak krizi ve Orta Doğu’nun karışık durumu, Arap-İsrail mücadelesi Türkiye güvenlik bölgesini daima harp yangınına müsait bir saha halinde tutmaktadır. Farklı yapı, farklı dünya görüşü, değişik tarihi gidişe rağmen Türkiye’yi kaderini ve güvenliğini Batı Avrupa ile birleştirmeğe ve ona tabi kılmaya zorlayan husus, millî savunmasını ve güvenliğini kendi imkânlarıyla temindeki yetersizliği, yani kendi kendine yetmeyişi olmuştur. Ancak NATO’da bulunduğumuz süre, 16 yıl müşterek güvenlik kalkanı altında kazandığımız insiyatif Türkiye’yi kendi kendine yeterli kılma yolunda kullanılmıştır. Milletler her çareye başvurarak kendi güvenliğini ve millî savunmasını kendi imkânlarıyla sağlama tedbirlerini bulmaya mecburdur.

ESKİ BATI SÖMÜRGELERİ VE ÜÇÜNCÜ DÜNYA

Bugün dünya birbirine düşman doğu-batı bloklarına bölünmüş olma vaziyetini muhafaza ediyor. Bağımsızlıklarını yeni kazanmış veya kazanma yolunda çaba gösteren eski batı sömürgeleri olan ülkeler bugün “Üçüncü Dünya” diye isim almış bulunmaktadırlar. Bu memleketler doğu-batı blokları arasında nüfuz yarışına sahne oluyorlar. Doğu bloku cephesinde kıt’a Çin’i üstünlük iddiası taşıyan yeni bir kuvvet merkezi olarak beliriyor. Amerika, Rusya, Komünist Çin cihanşümul (küresel) politikada blokları ve müttefiklerini de aşan süper devletler kimliği ile inisiyatif gösteriyorlar. Siyasi didişmeler yanında bütün dünya milletleri tabiatla savaş halinde, üretim yarışı içinde geriliği, yokluğu yenme, refahı fethetme iddiası taşıyorlar. Fetih iddiaları söz ve tasarı olmaktan çıkıyor, gerçek haline gelerek uzaya diğer yıldızlara doğru açılıyor.

*Milletler yabancı kuvvetlerin orduları ve diğer maddi güçleri tarafından yok edilmeden önce, manevi ve fikir güçleri tarafından esaret atına alınırlar. Böyle bir toplumun yok olması kesin hale gelir.

*Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır

*İslâmiyeti ele alıp Türklüğü inkâr etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede ihanettir.

YARIN: TÜRKEŞ’İN KALEMİNDEN TÜRKİYE’NİN DÜNYA ÜZERİNDEKİ KONUMU VE KURTULUŞ REÇETESİ

Download Nulled WordPress Themes
Free Download WordPress Themes
Download Best WordPress Themes Free Download
Download WordPress Themes
free download udemy course
download lenevo firmware
Free Download WordPress Themes
udemy paid course free download
Etiketler :

SON DAKİKA