reklam
Dilek Nur Çolak
Eposta: dileknurcolak@turkgun.com

Kadının Kimlik Savaşı’nda Atatürk’ün Rolü

Bu yazı 01 Aralık 2018 - 10:00 'de eklendi.

Kadın, tek başına büyük mana taşıyan sözdür. Kadın,er kişilere dünya yoldaşıdır. Kadın,anadır. Kadın,insanlığın nısfıdır.Kadın,saygın bir yere sahiptir.Kadın,ailenin kurumunun yapı taşıdır.Kadın,aile ile toplum arasında köprü vazifesi görür ancak maalesef ki kadın; erkek gibi insani bir varlık olduğu halde, tarih boyunca çok farklı olarak algılanmış ve farklı tartışmaların konusu olmuştur.
Tarih boyunca birçok kültür ve gelenekte erkek her zaman özne, kadın ise ona bağımlı bir varlık yani bir nesne olarak görülse de yıllardan beridir bilimden sanata, spordan edebiyata, siyasetten çalışma hayatına kadar hayatın her alanında kadınların büyük çaba ve başarılarına şahit olunmuştur.
Türk kadınını,yerlerde sürünmeye değil omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layık gören Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün,her konuda olduğu gibi kadın hakları konusunda da görüşleri,sözleri ve inkılapları bulunmaktadır.
19 Mayıs 1919’dan ölümüne kadar Atatürk İnkılâbı ile gerçekleşen ve değişen kadın hakları, Türk kadınına yepyeni ve çok modern bir statü getirmiş bulunmaktadır.
Bu dönemde elde edilen başarıları şöylece özetleyebiliriz:

İstanbul’da aydın kadınlarımız Millî Mücadele’yi desteklemek için savaşın başında mitinglerde erkeklerle beraber ve bazen yalnız olarak aktif görev almışlardır.

İstiklâl Savaşı’nda,cephe harekâtında da geniş çapta ve fiilen silah kullanarak katılmışlar, ve gaziler arasında yer almışlardır. Bu suretle kadının savaşçılık gücü ve savaşın yürümesinde etkisi bakımından 20.yüzyıl dünya kadınlarına,Türk kadını öncülük yapmıştır.

Sivas ve Erzurum Kongreleri safhasında kadın derneklerimiz de siyasî mücadeleye katılmışlardır. Böylece siyasî hayata fiilen girilmiş,bu belediye seçimlerine katılma ve milletvekili seçme, seçilme safhası izlenmiştir.

İstanbul’da kızlarımız üniversitede erkeklerle beraber okuma eylemini kendileri başarmıştır. Bu hareketle kadınlarımızın eğitim ve öğretim olanakları artırılmıştır.Daha sonra anayasada yapılan değişme ve kızlara da okuma zorunluluğu getirilmesi ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun çıkarılması gibi olaylar Türk kadınının uygar milletler düzeyinde eğitim ve öğretime ulaşmasını sağlamıştır.

Anadolu’da kızlar için okullar ilk kez bu dönemde açılmaya başlanmıştır. Bundan sonra kızlarımızın meslek kadını olarak yetişme çabaları da artmıştır. Türk kadınına bütün iş ve meslekler kapılarını erkeklerle eşit koşullarla açmışlardır.

Medenî Kanun çıkarılmış, kadın, erkek eşitliği sosyal ve hukuksal alanlarda bir hizaya getirilmiştir. Bu konuda da Atatürk kadın inkılâbı yalnız Doğu’ya değil,Batı ülkelerine de örnek olmuştur.
Kadınlarımızın giyim ve sosyal yaşama koşullarında hızlı değişmeler ve gelişmeler kaydedilmiştir.

– “Kadın” konusunda yazarlarımız, düşünürlerimiz çoğaldığı gibi kadın yazarlarımızın da birdenbire arttığı görülür.

Bütün bu çeşitli gelişmeler “Türk anası”nın daha iyi yetişmesini ve bilgili hale gelmesini sağlamış, dolayısıyla yeni Türk kuşaklarının daha bilinçli, sıhhatli ve erdemli yetişmesine imkânlar doğmuştur.
Şüphesiz gelişmiş ve medeni bir toplumun en başta gelen özellikleri arasında kadınlara yönelik baskının, şiddetin, hakaretin, dışlanmışlığın, eşitsizliğin, bağımlılığın ortadan kalkması yer almaktadır.
Kadın haklarının evrensel, bölünmez, vazgeçilmez, ayrılmaz bir bütün olduğunu kabul eden vizyon genişliğinin yanı sıra; kadına saygının ve manevi olarak yükümlülüklerin bilincine ulaşmış ve gereğini yerine getiren sorumluluk kültürüyle de önümüzdeki sorunların aşılacağı kuşkusuzdur.
Kadın haklarının, en tabii insan hakkı olduğu gerçeğini kabullenmeden söylenecek her söz boşluğa düşecek, her teklif anlamsız kalacaktır.

Etiketler :
SON DAKİKA