Tuzaklara rağmen terörsüz Türkiye

YAYINLAMA:
Tuzaklara rağmen terörsüz Türkiye

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin tarihi inisiyatifiyle başlayan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan iradesiyle taçlanan “Terörsüz Türkiye” hedefi için zor olan kısım geride kaldı. 27 Şubat itibariyle artık yeni bir safhaya geçildi. 

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, 15 ve 22 Ekim 2024 tarihlerinde “Türkiye’ye getirilirken, ‘her türlü hizmete hazırım’ diyen teröristbaşı, buyursun terörün bittiğini, örgütünün tasfiye edileceğini tek taraflı ilan etsin. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın” sözleriyle ortaya koyduğu irade sonuç verdi. 

1 Ekim tarihinden itibaren içeriden ve dışarıdan birçok tahrik unsurunun devreye girmesine, iftira ve karalama kampanyalarına, kurulan kirli pusulara rağmen bugünlere gelindi. 

“Bu çağrının arkasında yeni anayasa pazarlığı var.”

“Bu çağrı Erdoğan’ın görev süresini uzatmaya yönelik bir hamle.”

“Terör örgütü elebaşı silah bırakma çağrısı yapamaz.”

“Terör örgütü elebaşı niye örgütü feshettiğini açıklasın.”

“Terör örgütü elebaşının örgüt üzerinde bir hükmü kalmadı.”

“Terör örgütü elebaşı silah bırakma çağrısı yapsa bile örgüt buna uymaz.”

…şeklinde birçok farazilerle suyu bulandırmak, samimi niyetleri karalamak, terörsüz Türkiye hedefine ulaşılmasının önüne geçmek için ter dökenlerin soluğu kesildi.

MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin DEM Parti’ye elini uzattığı 1 Ekim tarihinden tam 150 gün sonra terör örgütü elebaşı PKK terör örgütünün silahları bırakması gerektiğini ve örgütü feshettiğini açıkladı.

Ancak bu açıklamanın neden yapıldığını anlamak istemeyenler oldu. “Ne karşılığında?” sorusuyla bilindik fitne tezgahları yeniden açıldı. Oysa Sayın Bahçeli bunun nedenlerini 150 gün içinde tek tek ortaya koydu. PKK terör örgütünün silahlı mücadeleyle bir yol alamayacağı ortadadır dedi. Türkiye’nin her şart ve koşulda terörle mücadelesini sürdüreceğini söyledi. Türk-Kürt kardeşliği için terör duvarının ön şartsız yıkılması gerektiğini vurguladı. Bizim elimiz kardeşliğe uzanır, gelin bu eli tutun ama önce silahın ve terörün gölgesinden kurtulun dedi. Gerçekçi ve tarihi bir perspektifi olan ve milli bir çerçeve çizdi. 

Terör örgütü elebaşı da, siyasi uzantısı olan DEM de bu çağrının ne ifade ettiğini kavradı! 

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan 27 Şubat’ta yaptığı çağrıyla sadece elinde silah olan PKK terör örgütünü değil, aynı zamanda örgütün bölücü tezlerini de feshetti. Yani bölücü tezlerin hiç bir geçerliliğinin kalmadığını söyleyerek bölücü tezler üzerinden yapılan siyaseti de feshetmiş oldu. Hiçbir şekilde ayrı ulus-devlet, federasyon veya idari özerkliğin çözüm olmadığını deklare etti.

Terörsüz Türkiye hedefi için üç önemli aşamanın ilk ayağı hatta en önemli kavşağı geride kaldı. Örgüt elebaşının örgütü “tek taraflı feshetmesi” ve “DEM Heyetinin bunu ilan etmesi” zor olan kısmıydı. Gerçi, bu gerçeğe bile kulp takanlar oldu. “Örgüt silah bırakmaz, bu çağrıya uymaz”, DEM Türkiye Partisi olamaz, terörün gölgesinden çıkamaz” diyerek örgütün silahlarını bırakmayacak olmasından fayda umanlar anında beliriverdi. PKK terör örgütü çağrıya uyacağını, silahları bırakacağını açıkladıktan sonra da “yalandır” diyerek yüzlerini ekşitmeye devam ettiler.

Nihayetinde ilk ayağı olan “çağrı” yapıldı. İkinci ayağı ise çağrının sahadaki yansımalarıyla devam edecek. Devlet, elbette silahların nasıl ve nereye bırakılacağını hem tertip hem de takip edecek. Üçüncü aşamada ise TBMM çatısı altında siyasetin demokratik alanını daha genişletmek için terörün gölgesine sığınmadan, anayasanın ilk 4 maddesine bağlı kalmak ve bir arada yaşama ülküsünü geliştirecek bir zemin oluşacak. Her şeyden önce bu sürenin sükûnet içinde geçmesi için de sorumluluk sahipleri duyarlı davranacak. 

Bu yolda tuzak çok! İftira haddinden fazla! Ayrışma isteyen bir hayli! Başarısızlıkla sonuçlanmasını arzu eden her yanımızda! 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Bu kritik dönemin alay-ı vala ile değil, sükunetle, serinkanlılıkla, sabırla ve elbette samimiyetle yürütülmesinin en isabetli yöntem olduğu kanaatindeyiz. Bin yıllık kardeşliğimizi zehirleyen bu sorunun kalıcı, kati ve kesin olarak bitmesini istemeyenler unutmayın çıkacaktır. Dolayısıyla bu süreçte gelebilecek her türlü provokasyona karşı en üst seviyede dikkat sergileyecek, gereken bütün tedbirleri alacağız” sözleri ve MHP Lideri Bahçeli’nin, “Provokasyonlara azami dikkat ederek, marjinalleşmiş grupların tahriklerine karşı uyanık durarak, mücavir bölgelerimizde gözü ve hedefi olan ülkelerin senaryolarına zamanında ve hazırlık içinde müdahalede bulunarak şiddet ve ihanetle ihata edilmiş bir dönemin kapıları bir daha açılmamak üzere kapatılacaktır” şeklindeki sözleri bundan sonraki süreçte kulaklara küpe edilmelidir. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *