Yapma evladım!

YAYINLAMA:
Yapma evladım!

Dinlemezsin ama biz yine de söyleyelim; Yapma evladım, yürüme!

Anarşizme özenme. 

Geçmişte emmingiller ve babangiller çok yaptı, lakin sen yapma.

Tamam, sol eyleme muhtaçtır. Eylemsiz yapamaz, fakat sen yapma! Lekeleme kendini. 

Geç öğrenci yurduna ya da kurul şöyle evinin başköşesine, al eline çayını, aç kitabını mis gibi oku. 

Olmadı kanallardan bir film aç, doya doya izle…

Bak, sen yürürken, slogan atarken, polisle çatışırken, biber gazı veya tazyikli su yerken kimse olmuyor yanında!

O kendini feda ettiğin adamların oğulları, kızları veya kendileri nerelerdedir mesela?... Neden senin yanında değiller?

Yapma gardaşım, yapma genç dostum, yapma üniversiteli arkadaşım! Lütfen yapma! Ananın ve babanın canını yakma, gendini yakma!

*** 

Solun yıkıcılık hastalığı ve vahşi eylem zorunluluğu yeni değil. Türk sınırları içinde kurulduğu günden bu yana sol yıkıcı ve bölücü eylemlerin temerküz ettiği yapılar kurmuştur.

Sol için eylem bir iktidara geliş yöntemi, insanları tahakküm altına alma yolu ve zulüm metodudur.

Gelin şimdi de şu bizim eylem güzeli sol-sosyalist partilerin iptidai hallerine bir göz atalım. Bakalım ülkemizde kurulan ilk Sosyalist Partileri kimler, ne amaçla kurmuş… 

İştirakçi Hüseyin Hilmi’yi ve kurduğu “Osmanlı Sosyalist Fırkası”nı zaten bir önceki yazımızdan tanıyorsunuz.

Biz şimdi diğer organize yapılara bakalım… 

İşte size Ülkemizde kurulan ilk Sosyalist Partiler

Sosyalist İşçi Federasyonu: Kuranlar Selanik Yahudileri… Yıl 1909

Halkın Federatif Partisi: Kuranlar Bulgar Ayrılıkçılar… Yıl 1909

Bulgar Sol Partisi: Kuranlar Bulgar Bölücüler… Yıl 1910

İstanbul Rum Sosyalist Merkezi: Rum Azınlık Temsilcileri… Yıl 1909

Sosyal Demokrat Hınçak Fırkası: Kuranlar, Ermeni Azınlık Temsilcileri… Yıl 1887

Ermeni Devrimci Federasyonu: Kuranlar Ermeni Çeteleri Temsilcileri… Yıl 1890

Yukarıdaki bu yapılar bir yanıyla halkı etkilemeye çalışırken diğer yanıyla yani silahlı eylemler yoluyla kan dökerek devleti çökertme çabasında olmuştur.

Şiddet, yağma-talan, Sol’un mümeyyiz vasfıdır.

Türkiye’deki solun ve sosyalist geçmişin kanlı mazisi hep bu yöntemle yazılmıştır.

Sol başka da bir yöntem bilmez zaten! Eylem zorunluluğu da hep bu yüzdendir.

***

Babasının Bulgar Sol-Sosyalist Çeteleri ile mücadelesini ve bu çetelerin Ali Rıza Efendi’nin tüm mal varlığını ateşe verdiğini çok iyi bilen Mustafa Kemal sola ve sosyalist hareketlere geçit verir miydi sanıyorsunuz.

Vermedi. 

Sadece Mustafa Kemal mi? Elbette hayır... Tüm istiklal kadrosu Balkan savaşı öncesi Rum, Sırp ve Bulgar vahşet çetelerini çok iyi bilmekteydi. Ermeni Zulmünü gerçekleştiren çeteleri de…

*** 

Adları ne kadar sol ve sosyalist olsa da kahır ekserisi İngiliz ajanlarının elindeydi bu cemiyetlerin. Sonraları ABD-CİA kontrolüne geçtikleri gibi…

Solun asıl kamuflajı da Kemalizm diye adlandırılan Atatürk’te sonra uydurulan yapma ideolojinin içine sızmasıyla mümkün oldu.

Bugün hala bir asalak yaşantısıyla Atatürk gibi bir Türk Milliyetçisini sömüren işte bu zihniyettir.

*** 

Yürümeseler iyi ama yürüyorlar…

Dinlemiyorlar… Çok yürüyorlar, boşa yürüyorlar…

Yürüyorlar da, ne zimmet dağlarını aşıyorlar, ne yolsuzlukları aşındırıyorlar…

Öyle boşa yürüyüp, yürütenlerin işini kolaylaştırıyorlar…




Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *