Türk milletinin zırhı

Cumhuriyetin mayasını oluşturan Türk milliyetçiliği 3 Mayıs 1944 yılında fikirden eyleme, 8-9 Şubat 1969 yılında ise siyasi bir organizasyona dönüştü.
Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir babam dediği merhum Ziya Gökalp’in fikri temelini oluşturduğu Türk milliyetçiliği bugünlere kadar Türkiye’yi koruyup kollayan milli bir zırh görevi gördü. Öyle ki, 3 Mayıs 1944’lerde ezilmeye çalışıldığı tabutluklardan güçlenerek çıktı. Türk demokrasisi için bir kilometre taşı olan çok partili siyasi hayata geçişin temelleri işte bu günlerde atıldı. Atatürk’ün isminin silinmeye çalışıldığı, na’şının yıllarca müzede bekletildiği bir dönemde onun fikri yoldaşı olan Türk milliyetçileri de tabutluklara hapsedildi. Başbuğ Alparslan Türkeş, Hüseyin Nihal Atsız, Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan, Fethi Tevetoğlu ve daha nice Türk milliyetçisi hapsedildiği tabutluklardan demokrasi çıkarmayı başardı. Milliyetçilik ve demokrasinin ikiz kardeş olduğu onların verdiği mücadeleyle ispatlandı.
Türk milliyetçiliğinin mensupları siyasi bir organizasyon olarak atılan birkaç adımdan sonra 9 Şubat 1969 tarihinde Başbuğ Alparslan Türkeş’in liderliğinde Milliyetçi Hareket Partisi kurdu. Türk milletinin geleceğinde başat rol alacak olan MHP adından sıkça söz ettireceği ve mücadeleyle geçecek yılların ilk adımını attı. Darbelerin silindir gibi üzerinden geçtiği, mensuplarının yargılandığı, işkence ve idamlara muhatap kaldığı çileyle dolu bir yolculuğun ilk adımı…
Hayatının her zerresini Türk milletine adayan dava adamlarının hapishanelerde çürütülmek istendiği yıllarda Başbuğ Alparslan Türkeş’e de siyasi yasak getirildi. Ancak mücadelesini verdiği siyasi organizasyon her daim ayakta kalmayı başardı. Türkeş’in dava arkadaşları onun yokluğunda omuzlarındaki ağır yüke rağmen pes etmedi, içeriden ve dışarıdan yürütülen ihanet senaryolarına prim vermediler. Bugün MHP üzerinde kurgulananlar dün denenmedi mi? Bahçeli’ye yapılanlar Türkeş’e reva görülmedi mi? Alparslan Türkeş’in siyasi yasağını fırsat bilen kimi isimler onun hayatı pahasına kurduğu MHP’ye çöreklenmek istemediler mi? Merhum Türkeş’in siyasi hayatının bittiği düşüncesiyle kendilerini darbecilerin kollarına teslim edenler olmadı mı? Mücadelenin yerini müzakereye bırakanlar, ülkücü şehitleri unutup çeşitli fraksiyonlarla gündelik denemelere girişenler görülmedi mi?
Merhum Alparslan Türkeş’in siyasi yasağının kalktığı 1987 yılında kurucusu olduğu partiden davet gelmesi beklenirken o dönemin dalkavukları bu daveti yapmaktan imtina etti. Birkaç cesur dava adamının aldığı kararla merhum Türkeş partiye üye yapılmak için önce Gümüldür’den İzmir’e oradan da Ankara’ya getirildi. Partiye üye yapılması için merhum Türkeş’i Ankara’ya getiren otomobilin direksiyonunda oturan isim Devlet Bahçeli’den başkası değildi!
MHP, günümüze kadar yüksek karakterli ülkücülerin elinde geleceği aydınlatan bir fener oldu. Cumhuriyeti kuran iradenin emaneti MHP’nin fikri namusuna emanet edildi. İçeriden ve dışarıdan parçalamak isteyenler hiç bir zaman boş durmadı. Merhum Türkeş dün hangi fitne, fesat ve ihanet odaklarıyla mücadele etmişse, Devlet Bahçeli de bugün aynı merkezlerin hedefinde yer aldı. Neden mi? Çünkü MHP’nin çizgisi hiç değişmedi. Dolayısıyla onu hedef alanların çizgisi de… Politik postür bozukluğu bir tarafa insani duruş bozukluğu da aynı ölçüde kendini gösterdi. Dün Merhum Türkeş’in sağlığı üzerinden beddua seansları düzenleyen, görünen veya gizlendiğini zanneden, bozkurt gibi yaklaşıp sırtlan gibi sürünen kimler spekülasyon yaptıysa bugün de aynı duruma MHP Lideri Devlet Bahçeli muhatap oldu. Kendini Türk milletine vakfeden bir lider için tüm şer zihniyet bir araya geldi. Her hesabın üzerinde bir de Allah’ın hesabı olduğu unutuldu. MHP Lideri Bahçeli’nin her zaman “biz dualı bir hareketiz” diyerek bahsettiği Milliyetçi-Ülkücü hareket de duasını liderinden esirgemedi.
Türkiye ve Türk milletini önceleyen, milli birlik ve beraberlik ülküsünü rehber edinen, vatanın bölünmez bütünlüğünü sahiplenen, ülküsünü Türk milletinin huzur ve refahı olarak ilkeleştiren MHP’nin yıllar içinde aldığı siyasi inisiyatifler Türkiye’nin geleceğine yön verdi. Darbe ve muhtıralara karşı gösterilen demokratik tavır, tehdit ve şantajlar karşısındaki milli şuur, bölünme ve ihanet senaryolarına karşı gösterilen dik tavır, sistemsel krizlerin aşılması için sergilenen ön açıcı duruş Türkiye’ye istikamet çizdi. Sırada 40 yıldır mücadele ettiğimiz terör belası var… MHP Lideri Bahçeli’nin aldığı tarihi inisiyatif ile terörsüz Türkiye’ye uyanmamıza ramak kaldı. “Nasıl bu kadar emin olabilirsin?” diyenleriniz olabilir. Çünkü bugüne kadar MHP’nin başını çektiği hiçbir iş yarım kalmadı…