Ekrem İmamoğlu artık istifanı ver!


"Belediye başkanı; il, ilçe ve kasaba gibi yerleşim merkezlerinin sınırları içerisindeki temizlikten, aydınlatmadan, su sisteminden, toplu taşımadan ve esnaf denetiminden sorumlu olan, belediye teşkilatını yöneten kişidir."
Herhangi bir sözlükte "Belediye Başkanı kimdir?" diye arattığımızda karşımıza bu tanım çıkar. Peki, “Belediye Başkanı” tanımı buysa, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'na nasıl bir tanım yapacağız?
Çünkü koltuğa oturduğu günden itibaren belediye başkanlığı yapmıyor. İstanbul'u iki dönemdir kendi kaderine bıraktı, görevi alanı dışında ne varsa onlarla ilgileniyor. İstanbul gibi stratejik ve tarihi önemi çok yüksek olan bir şehri böyle bir adam yönetiyor, İstanbul halkının iradesi böyle bir talihsizliği gönül rızasıyla maalesef başında tutuyor. Bu da elbette ayrı incelenmesi gereken sosyolojik bir durumdur.
Ekrem İmamoğlu'nun geçtiğimiz günlerdeki açıklaması da bu sosyolojik sorgulamanın hızlanması gerektiğini göstermektedir.
İstanbul halkı bu Ekrem İmamoğlu'nu niçin belediye başkanı olarak seçiyor? İstanbul'a zerre çivi çakmadan, üzerine vazife olmayan işlerle uğraşsın diye mi?
İstanbul halkının depreme hazırlık ve kentsel dönüşüm, ulaşım, çevre kirliliği, altyapı yetersizliği var ama onun yaptığı şu açıklamalara bakar mısınız?:
"Şimdi bazen dönüp diyorlar ki, ‘Yahu sen İstanbul Belediye Başkanısın, git ona çözüm bul’ falan gibi… Sanki bu meseleler bunun dışındaymış gibi, bazı sivri fikirler var. Onlara katılmadığımı beyan edeyim. İstanbul gibi 20 milyonluk bir kenti yöneten, dünyada bu kadar çekim merkezi olabilmiş başka bir şehir bana göre yok iken, -2000 yılı aşkın süredir böyle- böyle bir şehrin Belediye Başkanı, kendi sorunlarının yanı sıra, Filistin'deki Gazze'yle de ilgilenmek zorundadır; Suriye'yle de ilgilenmek zorundadır; efendime söyleyeyim Avrupa Birliği'yle ilgili süreçle ilgilenmek zorundadır; dünyanın en fazla konsolosluk barındıran bu şehrinde, dünyanın her ülkesiyle ve o ülkelerdeki demokrasiyle, adaletle, ekonomiyle ilgili süreçleri takip etmek, ilgilenmek ve onlarla ilgili fikir yürütmek zorundadır. İş birliği mekanizmaları kurmak zorundadır. Türkiye, dünyanın farklı platformlarında bulunmak, hatta farklı platformların kurucusu olmak ve önderlik etmek durumundadır. Bunların her birisini olası birtakım siyasi görevlerimin ya da olası birtakım siyasi yolculuklarımın dışında, İBB Başkanı kimliğine söylüyorum. Kaldı ki benim aynı zamanda tabii ki TBB Başkanı görevim de var. Sonuçta, ülkemizde var olan bütün sorunların bir bölümü orada."
***
İstanbul'a belediye başkanı seçilmiş, İstanbul halkının yüzüne bakmıyor; kalkmış Suriye ve Filistin ile ilgilenmekten, dünyadaki gelişmelerle ilgilenmekten bahsediyor. İstanbul'un meselelerine çözüm bul, İstanbul halkıyla ilgilen diyenlere de "Sivri fikirliler" diyor… Bu durumda "sivri fikirli" kim oluyor siz söyleyin?
Bir insanın hevesleri, ihtirasları, hayalleri elbette olabilir. Ama ben Ekrem İmamoğlu'nda derin psikolojik sıkıntılar görüyorum. "Bu ağaçların yaprakları şu anda beni çılgınca alkışlıyor" diyen birinin psikolojisi iyi olamaz zaten. Ekrem İmamoğlu kişisel ikbalini düşünürken tüm dengesizlikleri sergilemektedir.
Cumhurbaşkanlığı adaylığı hedefi mi var? Elbette olabilir. İBB Başkanı seçilmişsin, İstanbul halkına hizmet et, hizmetlerini dosta-düşmana göster, bu hedefinde Türk milleti seni onaylasın…
Açıkça "Benim öncelikli görevim İBB Başkanlığı değil, İstanbul halkı önceliğim değil" diyen birine İstanbul halkı ve bu toplum niçin katlanmak zorundadır?
İBB Başkanlık koltuğunu niçin işgal etmektedir?
Cumhurbaşkanlığı adaylığı için açıkça "önceliğim değil" dediği İBB Başkanlığından istifa etsin, onun yerine de İstanbul halkına saygısı olacak, bu saygısızdan hizmet üretecek şahsiyetli, karakterli ve görev ahlakı olan bir CHP'li başkan olsun. Bu çok mu şeref sahibi CHP'liler?
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli, Ekrem İmamoğlu'na ahlaki davranma çağrısında bulunarak, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu;
Bütün yüklerinden kurtularak, sade bir vatandaşa dönüşebilecektir.
CHP'den, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanlığı'ndan istifa etmesi, yerine Büyükşehir Belediye Meclisi'nden birisinin başkan olarak seçilmesinin önünü açarak belediye hizmetlerinin aksamasına engel teşkil etmesi mümkün olabilecektir.
Bu şahsa tavsiyem, siyasetten, yargıdan, toplumun her kesiminden ülkeyi ayağa kaldırabilecek destekçileri olduğuna inanıyorsa sade bir vatandaş olmayı tercih ederek sonuçlarına katlanması ve açıkça meydana çıkmasıdır.
Aynı zamanda ulaşacağı bu rahatlık ve kolaylık; çevresindeki karmaşadan, siyasetin kaotik yapısından kurtulmasını, sade ve sıradan bir vatandaş olarak hem adaletin hem de milletin huzuruna çıkmasını sağlayacaktır.
İmamoğlu kendine güveniyorsa, yüz bin kişinin imzasıyla Cumhurbaşkanı adayı olabilecektir." şeklinde cümleleriyle onu muhatap etmiştir.
Ekrem İmamoğlu bu çağrı karşısında dili boğazına kaçmış, cevap dahi verememiştir. Hem İstanbul halkına sırtını döneceksin hem de İstanbul halkının büyük talihsizlik sonucu verdikleri İBB koltuğunun nimetleriyle CHP'yi dizayn edeceksin, Cumhurbaşkanı olma hayali peşinde koşacaksın. Yok öyle yağma Ekrem İmamoğlu…
"İstanbul Nimet Nimet" derken neyi kastettiğin çok net anlaşılmıştır. Artık İstanbul'u nimet olarak kullandığın yeter Ekrem İmamoğlu… Yarın istifanı veriyorsun, artık uzatma…