TÜSİAD, CHP oyunlarıyla yine deşifre oldu…


Emin olun, TÜSİAD’ın sipariş açıklamalar yaptığı güne kadar varlığı bile unutulmuştu. “TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Başkanı ve TÜSİAD Başkanı kim?” diye yoldan geçen bin kişiye sorsanız, inanın bir kişi bile adını söyleyemezdi. TÜSİAD, ölü hücre gibi yatıyordu. Derin uykusundan kimler dürterek uyandırdıysa, CHP’nin argümanlarıyla onlara çeşitli açıklamalar yaptırdılar. Tam da küresel güçlere hizmet için yanıp tutuşan, İngiliz-Yunan sevgisiyle bilinen Ekrem İmamoğlu’nun CHP içinde Cumhurbaşkanı adaylığı için ön seçime hazırlandığı günlerde…
TÜSİAD, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin “TÜSİAD’ın vesayetçi sancıları tekrar nüksetmiştir. Kurulduğu 1971 yılından bu yana siyaseti yönlendirmeye, millet iradesini tariz, tahkir ve tahrip etmeye dayalı bir strateji izleyen TÜSİAD’ın hükümetlere doğrudan ve gazete manşetleriyle meydan okuduğu karanlık dönemler hâlâ unutulmamıştır.” sözleriyle ifade ettiği gibi TÜSİAD, tarihi boyunca hep siyaseti dizayn etmek için kullanılmış hem iktidarı hem muhalefeti terbiye etmek gibi bir misyon yüklenmiş bir oluşumdur. Türkiye’de hiçbir zaman ekonomi ve ticaret konularında gündem olmamış, hep siyasete ayar vermeye kalkarken kendini açık etmiştir.
Kaç yıldır TÜSİAD’ın adını duyan oldu mu?
Türkiye’nin onca meselesi varken ağzını bir gün açmayan TÜSİAD, tam da bu atmosferde kimden sipariş aldı?
TÜSİAD, eski huylarını sürdürmeye çalışırken sert kayaya çarpmıştır. Herhalde TÜSİAD’ın tarihinde ilk defa, TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı gözaltına alınmıştır.
TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Ömer Aras’ın ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan’ın açıklamalarını tekrar tekrar okudum. Sanırsınız Özgür Özel konuşuyor, sanırsınız Ekrem İmamoğlu konuşuyor. Sanki CHP Genel Merkezi’nden yazılı metni hazırlayıp ellerine vermişler ve onlar da kendi görüşleri gibi aynı çizgide bu açıklamayı kamuoyuna sunmuş…
Mesela, sadece şu cümleler bile her şeyi açığa çıkarmaya yetiyor:
“Seçilmiş belediye başkanları görevden alınıyor, yerlerine kayyum atanıyor. Bir siyasi parti lideri hakkında önce soruşturma başlatılıyor, sonra farklı bir nedenle tutuklanıyor. Bir büyükşehir belediye başkanı hakkında yaptığı konuşmalar nedeniyle basın toplantısından dakikalar sonra soruşturmalar açılıyor. Bilirkişi görüşmesini yayınlayan gazeteciler gözaltına alınıyor, genel yayın yönetmeni tutuklanıyor.”
***
Peki, TÜSİAD’ın terör örgütüne yardım ve yataklık yapan belediye başkanlarına, yarattıkları terörle ülke ekonomisine zarar verenlere diyecek sözü yok mu?
Rüşvet alarak, yolsuzluk yaparak sosyal adaleti bozan belediye başkanlarına diyecek sözü yok mu?
Türkiye Cumhuriyeti savcılarını evlatları üzerinden tehdit eden belediye başkanlarına diyecek sözü yok mu?
“Ben öğrencilerime çatışma, iç savaş, hükümete darbe nasıl yapılır, ödevleri verdim. Nasıl kışkırtacağını düşünmesi lazım. Yaratıcı olması lazım.” diyen sözde genel başkanlara diyecek bir sözü yok mu?
CHP’nin en azgın gazetecileri bile bilirkişiye ait ses kayıtlarını izinsiz yayınlamanın suç olduğunu söylerken, bu suçu bile bile işleyen gazetelere diyecek sözü yok mu?
Bu soruları uzattıkça uzatırız ama emin olun, TÜSİAD hiçbirine cevap veremez. TÜSİAD, Türkiye’nin hiçbir milli meselesinde milli duruş sahibi olarak ortada gözükmedi ki zaten böyle bir duruşu da yok.
Ama belli ki bugün CHP’nin siyasi hesapları için derin uykusundan uyandırıldılar. TÜSİAD toplantısı, “TÜSİAD Genel Kurul Toplantısı” olmaktan ziyade CHP kurultayı gibiydi. Bu toplantıda da çok belli olan sipariş konuşmalar yüzünden şaibe gölgesi oluşmuştur.
TÜSİAD, CHP’nin dümen suyunda bir kez daha deşifre olmuştur. TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Başkanı Ömer Aras’ın ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan’ın bu saatten sonra TÜSİAD görevlerinden istifa ederek CHP’ye katılması ya da İstanbul’a olan asli görevlerini unutup Cumhurbaşkanı adaylığı peşinde koşan Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olmaları kendilerine daha çok yakışacaktır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TÜSİAD ile ilgili “İş adamı derneğiyseniz, iş adamı derneği gibi davranmayı öğreneceksiniz. Milleti kışkırtmayacak, devletin kurumlarını provoke etmeyecek, yargıyı baskı altına almaya kalkışmayacaksınız. Siyaset yapmaya çok hevesliyseniz ya parti kurarsınız ya da ağzınızdan çıkacak iki çift söze bakan muhalefet partilerinden birini seçersiniz." tespiti ve çağrısı da çok yerinde olmuştur.