ABD’nin son kurbanı

YAYINLAMA:
ABD’nin son kurbanı

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD, küresel güç olarak kendini konumlandırmaya çalışırken dünya üzerinde pek çok bölgede varlık gösterme gayreti içerisine girişmiş, yaşanan savaşlara, iç çatışmalara dâhil olmuş ve hatta tarafları çatışma eşiğine getirecek politikalar yürüterek yeni savaşlara zemin hazırlamıştır. Burada dikkat çeken husus ise ABD destek verdiği tarafları işin sonunda hep yarı yolda bırakmış, bazı bölgelerden de arkasına bakmadan apar topar kaçmıştır. 

Vietnam, Irak, Afganistan, Venezuela, Ukrayna…

1946’dan 1954’e kadar devam eden Birinci Çinhindi Savaşı (Fransa-Vietnam Savaşı) süreci boyunca ABD Fransa’ya destek vermiş, 1954 yılında Cenevre Konferansı sonucunda Fransa buradan çekilirken Vietnam ise 17’inci enlem sınır olacak şekilde Kuzey ve Güney olarak ikiye bölünmüştür. Cenevre’de bu kararın alınmasında ise ABD baş aktör olmuştur. 1955 yılında Kuzey ve Güney arasında çatışmalar yeniden başlarken ABD, Güney’e yoğun bir destek sağlamış bizzat CIA yöneticileri eğit-donat faaliyetleri yürütmüştür. 1963 yılına gelindiğinde ise ABD ordusu bizzat savaşa dâhil olmuş, ancak 1973 yılında yaklaşık 60 bin kayıpla Vietnam’da çekilmek zorunda kalmıştır. 4 milyon kayıpla sonuçlanan savaşın akabinde ise ABD Güneylileri kaderine terk etmiş ve 1975 yılında Vietnam tekrar birleşmiştir. 

Yine Irak-İran savaşında Irak’a yoğun destek veren ABD, savaş sonrası borç batağına saplanan Irak’ı karşı bazı örtülü faaliyetlerle Kuveyt’e karşı kışkırtmış, işgalin başlamasının hemen akabinde uluslararası çağrı yaparak Irak’ı hedef haline getirmiştir. 2003 yılına gelindiğinde ise ABD, Irak'ın kitle imha silahlarına sahip olmasını gerekçe göstererek ülkeyi işgal etmiş ve uzunca bir süre devam edecek olan kargaşa, kaos ve istikrarsızlığı başlatmıştır. Afganistan’da da durum bundan farklı olmamış ABD ülkeyi işgal ettikten sonra krizler daha da derinleşmiş nitekim 2021 yılında bir fiyaskoyla kendi personellerini bile geride bırakarak apar topar Afganistan’dan kaçmıştır. 

2019 yılında Venezuela’da kendi kendini Cumhurbaşkanı ilan eden Juan Guaido’nun arkasında ise yine ABD vardı. Guaido, kendisini Cumhurbaşkanı ilan ettikten sonra tutuklanmış, fakat bir grup isyancı asker Juan Guaido’yu hapishaneden çıkararak kalkışma hareketi başlatmıştır. Bu süreçte ise parası Elon Musk tarafından ödenen ve operasyon emrini dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın verdiği Silvercorp şirketinin paralı askerleri Venezuela’ya çıkarma yapmış ancak başarılı olamamışlardır. ABD, önce “Bizim için Venezuela Cumhurbaşkanı Sayın Juan Guaido’dur” açıklaması yapmış, Rusya-Ukrayna savaşıyla beraber Venezuela’nın petrolüne ihtiyaç duyan ABD, Maduro yönetimiyle anlaşmıştır. İşin sonunda Guaido’da ABD’den payına düşeni almış ve ABD yönetimi “Biz artık Juan Guaido’yu tanımıyoruz, Maduro gerçek Cumhurbaşkanıdır” açıklamasında bulunmuştur.

Ukrayna’daki durum da az evvel saydığımız örneklerden farklı cereyan etmemiştir. Joe Biden yönetimi Rusya-Ukrayna gerginliğinin devam ettiği bir süreçte izlediği politikalar ile Ukrayna’yı savaşa sürüklemiş savaşın başlanmasıyla beraber de ülkeye yoğun destek sağlarken yardımların sürekliliği konusunda da taahhütlerde bulunmuştur. ABD Başkanlığı koltuğuna oturan Trump ise ilk olarak Ukrayna’yı yüz üstü bırakmayı tercih etmiştir. En baştan itibaren ABD’nin sözünden çıkmayan Zelenskiy ise gelinen aşamada ABD’nin gerçek yüzünü gören son kurban olmuştur.

Vermiş olduğum bu örnekler; ABD’nin ne denli güvenilmez bir ülke olduğunu ortaya koyarken, bu ülkeye güvenmenin ağır bedellere sebep olduğu da açıkça görülebilmektedir.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *