Ekrem İmamoğlu’nu Kurtarma Partisi

Ekrem İmamoğlu’na isnat edilen 6 suç dosyası var. İmamoğlu ve çevresi ise her gün hakkında yeni bir soruşturma açılan, iddianame düzenlenen ve mahkemelere davet edilen biriymiş gibi algı oluşturmaya çalışıyor.
1-Valiye hakaret, 2-Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaret, 3-İstanbul Cumhuriyet Başsavcısına hakaret, 4-Yargı görevini yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs, 5-Beylikdüzü belediye başkanlığı sırasında ihaleye fesat karıştırma ve son olarak da üniversite diploması hakkında başlatılan resmi belgede sahtecilik soruşturması.
Ekrem İmamoğlu’nun hakarete meyilli bir dili olduğu kamuoyu tarafından biliyor ve zaten bunun ceremesini çekiyor. Seçilmiş olmanın siyasetçilere hakaret etme özgürlüğü tanıdığını düşünüyor. Kendisine sorarsanız “iktidar ondan korktuğu için engellemek istiyor…” Ancak soruşturma konusu olan ve bir kısmı davaya dönen suçları işlemediğini söyleyemiyor. Aksine soruşturmalardan çok korktuğu için başka yerlerde suçlu arıyor. Korkusunu bu şekilde bastırmaya çalışıyor. “Ben suçsuzum hâkim bey. Beni bu suçları işlemeye toplum itti. Asıl suçlu toplumdur” diyecek noktaya doğru ilerliyor.
CHP ise Ekrem İmamoğlu’nu işlediği suçlardan kurtarmanın telaşında... Yargı görevini yapsın, hukuk işlesin diyen yok… Bu yönüyle de CHP, Ekrem İmamoğlu’nu kurtarma partisine dönüştü. Varsa yoksa Ekrem…
Sırf onun önünü açmak için Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kuyusunu” kazmadılar mı?
Sırf onun gündemine uymak için “ön seçim” kararı almadılar mı?
Sırf onu Cumhurbaşkanı adayı göstermek için “erken seçim” sloganına sarılmadılar mı?
Şimdi de İmamoğlu’nun Üniversite diploması üzerinden aynı şeyi deniyorlar… “Araştırılsın, soruşturulsun” özgüvenine sahip olmak yerine “diplomayı kitabına uydurmak için” kara kara düşünüyorlar.
Cumhurbaşkanı adayı olmak isteyen birinin diplomasının gündeme gelmesi elbette normal bir durumdur. Hem merakların giderilmesi hem de adaylık kriterleri açısından... Diploma üzerinde bir şaibe veya tartışma varsa da bu durumun netleştirmesi için soruşturması başlatılması da doğal bir durumdur. Anormal olan ise CHP’nin bu meseleye kaygıyla yaklaşmasıdır.
Ekrem İmamoğlu 5 Eylül 1988'de Girne Amerikan Üniversitesi İngilizce İşletme bölümüne kaydını yaptırıyor. Bir yılı hazırlık olmak üzere 2 yıl bu üniversitede eğitim görüyor.
İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünün yatay geçiş kontenjanlarını açıklaması sonrası son başvuru tarihi 14 Eylül 1990 olan İngilizce İşletme bölümüne 29 Ağustos 1990 tarihinde yatay geçiş için başvuru yapıyor.
Akabinde tüm şartları sağladığına karar verilerek yatay geçiş hakkı tanınıyor ve 2 Ekim 1990 tarihinde de İstanbul Üniversitesi İngilizce İşletme bölümüne kaydını yaptırıyor. 1994 yılında ise lisans eğitimini tamamlayarak mezun oluyor.
Haliyle Ekrem İmamoğlu’nun okul arkadaşlarının olup olmadığı, derslere girip girmediği, sınavlarda başarı elde edip etmediği gibi bir tartışma söz konusu değil.
Tartışma yaratan konu 1993 yılına kadar YÖK tarafından tanınmayan ve özel bir üniversite olan Girne Amerikan Üniversitesinden 1990 yılında devlet üniversitesi olan İstanbul Üniversitesine nasıl geçiş yapabildiği?
14 Eylül 1990 son başvuru tarihi olmasına rağmen Üniversitenin yatay geçiş başvurularını hangi gerekçe ile 12 Eylül 1990 tarihinde sonlandırdığı?
Üniversitenin İşletme bölümüne Türkçe ve İngilizce dâhil olmak üzere ayırdığı toplam 51 kişilik kontenjanın neden tamamının İngilizce bölümü için kullanıldığı?
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının geçerliliğine yönelik başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine YÖK’ün hazırladığı raporda buna geniş bir şekilde yer verildi. Raporda; “Yüksek Öğretim Kurumları arasında önlisans ve lisans düzeyinde yatay geçiş esaslarına ilişkin yönetmeliğin 5'inci maddesinde yer alan şartları taşıdığı ancak bununla birlikte ilgilinin yatay geçiş yaptığı 1990 yılında University College of Northem Cyprus'ın (Girne Amerikan Üniveristesi) YÖK tarafından tanınan üniversitelerden biri olmadığı, ilgili üniversitenin tanınırlığının ancak 1993 yılında Yükseköğretim Yürütme Kurulu tarafından karara bağlandığı, ilgilinin yatay geçiş yaptığı 1990 yılında UCNC'nin yatay geçiş yapılabilecek üniversiteler arasında olmadığı anlaşılmıştır" ifadelerine yer verildi. Ayrıca YÖK’ün İstanbul Üniversitesi Rektörlüğünden aldığı bilgilere göre de; “İşletme Türkçe ve İşletme İngilizce yatay geçiş kontenjanlarını nasıl belirlediğinin, İşletme Türkçe ve İşletme İngilizce programları arasındaki kontenjan aktarımının ve kontenjan artırımının ne suretle yapıldığının, belirlenen kontenjanın 51'inin neden İşletme İngilizce programı için kullanıldığının, yatay geçiş başvurularının 14 Eylül Cuma günü resmi çalışma saati sonuna kadar yapılacağı belirtilmesine rağmen neden başvuru tarihi bitmeden Fakülte Yönetim Kurulunun 12 Eylül 1990 tarih ve 24 sayılı toplantısı ile yatay geçiş başvurularının değerlendirilerek karara bağlandığı hususlarının hukuki gerekçesi bulunamamıştır” denildi.
Görünen o ki Ekrem İmamoğlu’nun diploması gerçek ancak yatay geçiş işlemleri yasalara aykırılık teşkil ediyor. Hukuksuz bir şekilde edinilmiş bir diploma sırf Cumhurbaşkanı adayı olma ihtimali göz önüne alınarak iptal edilmezse bu karar emsal teşkil eder. Yurtdışındaki özel bir üniversitede eğitim alanlar da aynı haktan yaralanmak için kuyruğa girer. Bu da YKS sınavıyla eğitim almaya hak kazananların hakkının gaspı demektir. İmamoğlu, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olacak diye binlerce gencin hakkının gasp edilmesine göz yumulur mu?