Diploma iptali, gözaltı ve malum üçlü!

YAYINLAMA:
Diploma iptali, gözaltı ve malum üçlü!

Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığı, diplomasının sahte olduğu iddiasıyla ciddi bir engelle karşı karşıya kaldı. İstanbul’u adeta yüzüstü bırakıp Türkiye’nin dört bir yanını dolaşarak tüm dikkatleri üzerinde tutmaya çalışan İmamoğlu’nun diplomasının iptali, CHP içinde özellikle üç ismi memnun etmiş olabilir; buna yemin edebilirim. Ancak bunu somut bir şekilde ortaya koymak ilk etapta zor. Çünkü şu anda hepsi tribünlere oynuyor, samimiyetsiz açıklamalarla sahneyi dolduruyor.

Peki, İmamoğlu’nun adaylık yolunda diplomasının iptal edilmesi Kemal Kılıçdaroğlu’nu, Mansur Yavaş’ı ya da Özgür Özel’i gerçekten üzmüş müdür? Buna inanabilecek biri var mı?

Kemal Kılıçdaroğlu, “CHP Genel Başkanlığı sırtıma hançer saplanarak elimden alındı” düşüncesiyle intikam adına yanıp tutuşurken; Mansur Yavaş, haftalardır kendi adaylığına dair net mesajlarla fırsat ararken; Özgür Özel ise İmamoğlu’nun gölgesinde, onun emanetçisi ve emir eri gibi algılanmanın ağır psikolojik yüküyle boğuşurken, bu üç ismin İmamoğlu’nun yaşadıklarına gerçekten üzüldüğünü söylemek mümkün mü?

Hayır, buna ancak çok saf biri inanır!

Kemal Kılıçdaroğlu "adalet" nutukları atsa, Özgür Özel “Enseyi karartmayacağız, buradan bize sadece motivasyon çıkar” gibi beylik laflarla “İmamoğlu’nun arkasındayım” pozu verse de içten içe sevinçten göbek attıkları herkesin gözünde canlanan bir manzaradır.
Asıl kurnaz hamle ise her zaman olduğu gibi Mansur Yavaş’tan geldi.

“Yol arkadaşım” diyerek İmamoğlu’na yağ çeken ve ardından “Cumhurbaşkanlığı adaylığımı günü gelince değerlendireceğim, ancak bu hukuksuzluk ortadan kalkana kadar ASKIYA alıyorum” açıklaması yapan Yavaş, hem CHP tabanına şirin görünmeye çalıştı hem de Cumhurbaşkanlığı adaylığını bu olay üzerinden duyurmuş oldu.

Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş, tıpkı Hasip ile Nasip filmindeki gibi siyasi rekabet içinde olduklarından birbirlerini zaten sevmezler. İmamoğlu’nun diploma iptaline kadar, her ikisinin trol gibi çalışan yazarları, yorumcuları ve sosyal medya destekçileri karşılıklı olarak birbirini saf dışı bırakmaya çalışıyordu.

Şimdilik Ekrem İmamoğlu oyundan düşmüş görünüyor. Onun Cumhurbaşkanı adaylığını desteklemeyen ve kendi adaylığı için uygun bir atmosfer arayan Mansur Yavaş’ın “Yol arkadaşım” sözleri, en az onun milliyetçiliği ve ülkücülüğü kadar sahtedir.
Kimse kimseyi kandırmasın!

Bu üç isim –Kemal Kılıçdaroğlu, Mansur Yavaş ve Özgür Özel– uzun süredir İmamoğlu’na karşı “intikam alma, saf dışı bırakma ve kurtulma” planları yapıyordu. Şimdi bu planın bir aşaması, diplomanın sahte olduğu iddiasıyla gerçeğe dönüşmüş oldu. Eğer önümüzdeki günlerde şaibeli kurultayla ilgili yeni bir gelişme yaşanırsa, bu kez Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ikilisi darbe yiyen taraf olacak. Bu senaryo gerçekleşirse, Kemal Kılıçdaroğlu’nun intikam ateşi, diploma meselesinden sonra bir kez daha doyasıya tatmin edilecek.

CHP içindeki güç ve konum kapma savaşı devam ettikçe, partinin içindeki şaibeler de birer birer gün yüzüne çıkacak; adeta bir irin nehri gibi akıp taşacak. Bugün sergilenen sahte dayanışma pozları, aslında İmamoğlu için bir siyasi cenaze töreni hazırlığından ibaret. Ona ilk toprağı atacak olanlar ise sırasıyla Kılıçdaroğlu, Yavaş ve Özel olacaktır.

İmamoğlu’nun diplomayla ilgili süreci değerlendirdiğim bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İBB’de tespit edilen yolsuzluk ve rüşvet iddiaları kapsamında “suç örgütü lideri” şüphesiyle ve terör soruşturması çerçevesinde yürütülen iki ayrı soruşturma sonucunda gözaltına alındığı haberi geldi. Üstelik yalnızca İmamoğlu değil, 105 kişi daha gözaltına alındı.

Malum üçlü, bu gelişme karşısında da eminim yine mutluluk duymuştur. Ancak diploma iptali sonrası sergiledikleri samimiyetsiz açıklamalar, şimdi gözaltı kararıyla birlikte bir kez daha sahneleniyor. Ne yaparlarsa yapsınlar, gerçek duygu ve düşüncelerinin ne olduğu fazlasıyla iyi biliniyor. Zira bu üç ismin her birinin, İmamoğlu’na yönelik bir kuyruk acısı var ve CHP içindeki bu kavga asla sona ermeyecek gibi görünüyor. Üstelik, ihbar ve delillendirme adımlarının CHP içinden geldiği iddiaları düşünüldüğünde, bu durum tam anlamıyla bir “birbirini yeme operasyonu” olarak nitelendirilebilir.

Ekrem İmamoğlu ve 105 kişinin gözaltına alınmasını sağlayan dosyaların içeriğini henüz tam bilmediğimiz için acele bir değerlendirmede bulunmak istemiyorum. Önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak belge, bilgi ve delillerle daha sağlıklı yorumlar yapacağız elbette.

Tam bu noktada, MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin konuya ilişkin şu sözlerini hatırlatmak yerinde olacaktır:

“Hiç kimse dokunulamaz, ulaşılamaz, erişilemez ve hesap sorulamaz değildir. Hukuk ile demokrasiyi, adalet ile sandığı, milli iradeyle mülkün temelini cepheleştirmek, hatta çatıştırmak için beşinci kol faaliyetine tevessül etmek yaygın şiddet olaylarına, yoğun istikrarsızlık tablosuna ve yıkıcı krizlere çağrıdır. Türk yargısına güvenim tamdır. Mahkeme marifetince suç sabit görülesiye kadar masumiyet esastır.”

 

Yorumlar
N
Nazim Arat 1 hafta önce
İddianame basinda yazdığı %70 doğru bile olsa bugün çıkan gürültünün %50 sahte, %10 saf duygular, parti aidiyetin %40 da nemalanan tayfa olduğunu tahmin ediyorum. Adamın herseyi yalanmış.chp bunların döneminde Para kuleleri Dolarlık kongre Fondas medya Saraçhane bulbulleri Lgbt dostluğu İle anılır oldu, sorana da Atatürkçüyüm diyorlar
BEĞENME
0
CEVAPLA
Z
Ziyaretçi 1 hafta önce
Ucude ellerini ovusturuyorlar fakat CHP bu arada taban kurultay ustiyebilr ama illa sizi secmek mecburiyetinde değilim derse sinde ben olsam düşünürün bu dörtlü kaç yıldan beri beraberler siz bu adamı CHP yi batırmak icinmi getirdiniz istanbulluya ebile bile ikinci sefer sectirdiniz sizi istemiyoruz diye bilirmi derse ne olur hiç bir savcı kesin belge olmadan bu işe kalkismaz cunki
BEĞENME
0
CEVAPLA