ABD’nin Siyonizm gerçeği

Amerika Birleşik Devletleri içerisine ülkenin dış politikası, askeri operasyonları, ekonomik politikaları ile beraber ülke gündeminin şekillenmesinde şüphesiz ki Siyonist lobiler en etkin güç konumundadır.
ABD’nin 37’nci Başkanı Richard Milhous Nixon, kendi başkanlığı döneminde verdiği bir demeçte kullandığı “Arapların benim dış politikalarım konusunda bazı haklı şikâyetleri olsa da, onların da anlamaları gereken bir hakikat vardır ki o da, Amerika'daki musevilerin tüm bilgilendirme ve propaganda mekanizmasını kontrol ettikleri, büyük gazetelerin, film endüstrisinin, radyo ve TV'nin, büyük şirketlerin bir güç olarak nazarı dikkate alınması gerektiğidir” ifadeleri; Siyonist lobilerin ülke içerisindeki etkinliğini açıkça belirttiği gibi bu durumu esasında ABD’nin kabullendiğini de göstermektedir.
Barack Obama 2009 yılında ABD’nin 44. Başkanı olarak seçildiğinde İsrail’in, Filistin’de yaptıklarını son vermesini istemiş fakat 2010 yılında gerçekleşen Amerikan Temsilciler Meclisi seçimlerinde finansman desteğini kaybetmemek ve İsrail ile iyi geçinebilmek adına bu taleplerinden vazgeçmiştir. Keza Biden dönemi de bundan farksız olmuş özellikle de İsrail’in Gazze’de başlattığı soykırıma yapılan askeri yardımlar, verilen politik desteklerle ortak olunmuştur.
Donald Trump, seçim kampanyası sürecini dünyada yeni savaşlar çıkarmayacağı, mevcut savaşları sonlandıracağı çerçevesinde şekillendirmiş, nitekim 20 Ocak 2025 günü ABD Başkanlığı koltuğunu resmi olarak devraldığında ilk iş olarak Rusya-Ukrayna savaşına yönelik bazı açıklamalarda bulunmuştur. Trump’ın Gazze’deki durumla alakalı ne yapacağı ise uzun bir süre gündemi meşgul etmiştir. ABD başkanlık uçağı Air Force One'da konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Trump, Filistinlilerin Mısır ve Ürdün’e yerleştirilerek Gazze Şeridi’nin boşaltılması gerektiğini belirterek esas niyetin ne olduğunun sinyallerini vermiştir.
Geçtiğimiz gün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ABD’de Trump’la bir araya gelmiş ve ikili görüşme sonrası yapılan açıklamalar tarihe kara bir leke olarak düşmüştür. Trump yaptığı açıklamasında, ABD’nin Gazze’yi devralacağını ve burayı değiştirip dönüştüreceğini ifade etmiş Netanyahu ise bundan memnuniyet duyduğunu belirtmiştir. ABD Başkanı’nın açıklaması özetle Gazze’de etnik temizlik yapılacağını, 1,8 milyon Gazzelinin zorla sürüleceğini, Gazze’yi ABD askerlerinin işgal edeceğini ifade etmektedir.
Diğer yandan ABD İsrail’ olan desteğini ise giderek artırmaya devam etmektedir. Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre Trump yönetimi, İsrail’e 1 milyar dolarlık silah satışını gündeme almıştır. Bir diğer iddia da Netanyahu'nun Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede 8 milyar dolarlık yeni silah satışının onaylanması hususunda destek istediğidir. Geçmişten bugüne bakıldığında İsrail’e verdiği bu destek şaşırtıcı değildir. Zira 1948’ten itibaren ABD’nin İsrail’e yaptığı askeri ve ekonomik yardımın miktarı 300 milyar dolara ulaşmış durumdadır. Bu tutarın, 8 milyar dolarlık kısmı 2021’de, 4,8 milyar dolarlık kısmı 2022’de, yine 3,8 milyar dolarlık kısmı ise 2023 yılında gerçekleşmiştir.
Tarihe kara bir leke olarak düşen Trump-Netanyahu görüşmesinde yapılan açıklamalar sadece Gazze şeridinin kaderi ile alakalı değildir. Bugün ABD ve İsrail Yunanistan’ı, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni yoğun şekilde silahlandırmaya başlamıştır. Hem Yunanistan hem de GKRK için en büyük tehdit ise Türkiye’dir.
Konuyu geniş bir perspektifle ele aldığımızda ABD’nin Gazze’yi işgal ederek hem Ortadoğu’da hem de Doğu Akdeniz’de önemli bir avantaj elde etmeyi hesapladığı, İsrail’in de Gazze’deki ABD varlığıyla beraber dikkatini tam anlamıyla Suriye’ye yöneltebileceği konusu akıllara gelmektedir.