Pamuğa sarılmayanın, sarılarak büyütülen çocuğu öldürme hakkı mı var?


Mattia Ahmet Minguzzi… 24 Ocak’ta alışveriş için gittiği pazarda, adeta suç işlemesi için sokağa salınmış iki serseri tarafından önce durduk yere sataşılmış, ardından defalarca bıçak ve tekme darbelerine maruz kalmıştı. Yoğun bakımda 15 gün yaşam mücadelesi vermesine rağmen hayata tutunamamıştı.
Mattia Ahmet Minguzzi’yi hayattan koparan saldırganların yaşı 15-16 olmasına rağmen, suç dosyalarının kabarık olduğu ve geçmişte ellerinde silahlarla poz verdikleri düşünüldüğünde, serseriliği hayat tarzı hâline getirdikleri açıkça görülmektedir. Gelecek vaat eden tertemiz bir çocuğun hunharca öldürülmesine mi üzülelim, yoksa yaşları küçük diye bu katilleri ceza almaktan korumaya çalışanlara mı yanalım?
Ne yazık ki, bu süreçte bazı dernek başkanlarından, hukukçulardan ve barolardan gelen açıklamalar, katilleri masumlaştırmaya yönelik tuhaf bir savunma anlayışını gözler önüne sermektedir.
Suçu Örtbas Eden ve Masum Göstermeye Çalışan Bazı Açıklamalar:
- KOREV Koruyucu Aile ve Evlat Edinme Derneği Başkanı Ülkü Aydeniz:
“Pamuklara sararak büyüttükleri ‘kendi çocukları’ etrafında dünyaları dönerken, görmedikleri, ötekileştirdikleri, koruyamadıkları çocuklar... Suça itilen, kaybettiğimiz, tehlike saçan çocuklar... Acı bir olayda infial hâlinde cezaya odaklananlar... Kim suçlu aslında? Hiç değişmiyor bu ülkede zihniyet... Yalnızca ceza ile çözüm mümkün mü?” - Türkiye’deki Malum Barolar:
“Son dönemde kamuoyunda, suça sürüklenen çocukların yetişkinler gibi yargılanmasına yönelik taleplerin arttığını görmekteyiz. Bu tür talepler, sadece suça sürüklenen çocukları değil, toplumdaki tüm çocukları olumsuz etkileme riski taşımaktadır.
Bu açıklamalara bakıldığında, Mattia Ahmet Minguzzi’nin kalbine beş bıçak darbesi indirerek onu öldürenleri, sanki bakkaldan çiklet, fırından ekmek çalmış gibi anlatıyorlar. Bu söylemler, suçu meşrulaştırmakla kalmıyor, başka çocukları da suç işlemeye teşvik ediyor.
Günümüzde birçok cinayet, yaralama, gasp, hırsızlık ve benzeri suçların 18 yaşından küçüklere yaptırılması ya da suçun asıl failinin, cezanın az olacağı düşüncesiyle suçu küçük yaşta birine yıkması bir tesadüf müdür? Yoksa ceza sisteminin suça özendiren bir zaafı mı?
Cezasızlık algısı, suç işlemeyi teşvik eden en büyük unsurlardan biri hâline gelmiştir. Adaletin, mağduru korumaktan çok suçluyu aklamaya odaklandığı bir sistemin, toplumda güven ortamı oluşturması mümkün değildir. Bu yüzden asıl tartışılması gereken, çocuk yaşta suça yönlendirilenleri sadece “mağdur” olarak görmek yerine, toplum güvenliğini esas alacak bir hukuk sisteminin nasıl inşa edileceği olmalıdır.
Pamuklara Sararak Büyüttüğünüz Çocuğunuzun Başına Gelse Ne Yapardınız?
Şimdi o malum dernek başkanına “Allah göstermesin” duasıyla şunu sormak istiyorum: Pamuklara sararak büyüttüğünüz, eğittiğiniz, hayata hazırladığınız 14 yaşındaki kendi çocuğunuz, bir gün bir semt pazarında alışveriş yaparken iki sokak serserisi tarafından kalbine beş bıçak darbesiyle hunharca öldürülse, yine çıkıp “Suça itilmiş, ötekileştirilmiş, suçlu biziz aslında” diye katilleri savunmaya yönelik edebiyat mı parçalayacaksınız?
Aynı soruyu Türkiye’deki baro başkanlarına da yöneltmek istiyorum: 14 yaşındaki, gözünüzden sakındığınız kendi evladınız, hiçbir suçu yokken sokak serserilerinin kurbanı olsa, yine çıkıp hukuki nutuklar mı atacaksınız? Yine, suçluların mağdur, mağdurların ise suçlu olduğu bu garip hukuk anlayışını mı savunacaksınız?
Ve bir soru daha: Mattia Ahmet Minguzzi’nin katillerine neden bu kadar sempati duyuyorsunuz? Zafer işareti yaptıkları, Grup Yorum dinledikleri ve etnik bölücülük temelinde kendilerini imtiyazlı gördükleri için mi?
Bu tür cinayetleri işleyenlerin yaşının küçük olması, suçlarını hafifletir mi? 15 yaşında birinin, planlı ve canice bir insanı öldürmesi, onu sadece suça sürüklenmiş bir çocuk yapar mı?
Eğer gerçekten adaletten bahsediyorsanız, önce bu sorulara dürüstçe cevap verin.
Sadece dernek başkanları ve barolar değil, katillerin arkadaşları da o iğrenç tipli canileri birer “sevgi kelebeği” gibi görmektedir. Sosyal medyada “Aslan kardeşim elbet bir gün”, “Kurban olduğum, az sabır” türünden mesajlar paylaşarak onları yüceltmektedirler.
Görüyorsunuz değil mi, toplumda suçu ve suçluyu motive eden birçok unsur vardır. Bu noktada katillerin dostlarını ve arkadaşlarını bir noktaya kadar anlıyoruz; peki ya baroların, aile ve evlat edinme derneklerinin bunu yapmasını nasıl açıklayacağız?
Ey barolar, ey aile ve evlat edinme dernekleri! Kendi başınıza gelmesini istemeyeceğiniz bir acı olayı, başkasının başına geldiğinde meşrulaştırmaya çalışmayın.
Kimse çocukların, gençlerin suça sürüklenmesini istemiyor. Ancak, canice suçlara bulaşmış ve suçu bir meslek hâline getirmiş kişileri ıslah etmeden, cezasını çektirmeden toplumun içine salmak, yeni Mattia Ahmet Minguzzi’lerin hayattan koparılması için bir atmosfer yaratmak demektir.
Mattia Ahmet Minguzzi’yi geri getirmek mümkün değil; ancak, onun gibi pırıl pırıl çocukların da hayattan koparılmasını engellemek için caydırıcı bir hukuk sistemi oluşturulmalıdır.
Her aile çocuğuna iyi sahip çıksın ki, serseri olup Mattia Ahmet Minguzzi gibi masum çocukların yaşam hakkını elinden almasın. Pamuklara sarılıp büyütülen bir çocuğun, ailesinin sahip çıkmayıp, sokağa saldığı serseriler tarafından öldürülmesi adalet midir?
Eğer o iki serseri, sevgiyle, ahlakla, vicdanla yetiştirilseydi, bugün Mattia Ahmet Minguzzi hâlâ ailesinin yanında olacaktı. Ne yazık ki, birileri çocuklarına sahip çıkmazsa, o çocuklar başkalarının evlatlarını hayattan koparıyor.
Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın... Ve herkes, evladını böyle bir acıya sebep olmayacak şekilde yetiştirsin.