Milletin Devleti: Devlet Bahçeli Beyefendiyi Anlamak

YAYINLAMA:
Milletin Devleti: Devlet Bahçeli Beyefendiyi Anlamak

Bugün Türk milliyetçiliği siyasal söylemini tarihsel arka planı çerçevesinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve sonra ben”, ilkesi üzerine inşa etmiştir. Bu ifade geçmişten alınan mirasın reel politikte kazandığı pratiği dile getirmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu bu ilke siyasette Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletinin varlığını bütünsel olarak ön plana koyan düşüncenin ürünüdür. Bu düşünce her türlü siyasi mülahazanın, günübirlik siyasi çıkarların çok ötesinde devletçi ve milliyetçi anlayışın reel politikadaki ifade şeklidir. Sayın Bahçeli’nin “önce ülkem ve milletim, sonra partim ve sonra ben” anlayışı, Milliyetçi Hareket Partisi’nin elli yıllık siyasal hayatında günlük siyasete alet olmamış, kalıcı ve sürekli hamleleri ve hedefleri savunan temel bir ilke, popülist siyasetin kirliliğinden hep uzak durmayı hedefleyen siyasi bir norm durumundadır. 

Bu temel itibariyle Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeliye göre siyaset; “Kısa vadeli ve ucuz kişisel çıkarların dirsek dirseğe yarıştığı bir koşu parkuru değildir. Fikrî tutarlığının olmadığı, ilkelerinin ayaklar altında çiğnendiği, meselelere günübirlik bakanların toplanma yeri de değildir. Siyasi köklerini inkâr ederek yabancı çekim merkezlerine kapılmışların bekleme odası ise hiç değildir. Siyaset etkinliğinin bu meşruiyet zemininde tanımlanması ve Sayın Devlet Bahçeli Beyefendinin biz siyaseti kendimiz için istemiyor, kendimiz için talep etmiyoruz. Bizim önce ülkem ve milletim, sonra partim ve sonra ben sözü ile ifade ettiğimiz de budur beyanı politik duruşun en açık ifadesidir. Lakin bu duyuş ve düşünüşün ve anlama açıklama biçimin doğru kavranabilmesi için de gerekli olan şartlar vardır. Bunlardan ilki, insanların birbirlerini anlamalarının ancak ortak kavramsal çerçeveye sahip bilinçler arasında mümkün olduğu gereceğidir. Bunlardan ikincisi ise, ortak ideallere ve gayelere, arzulara ve inançlara sahip olunması anlamayı, doğru kavramayı mümkün kılar.

Bu nedenle Devlet Bahçeli Beyefendiyi anlamak için;

1-Türk kültürüne, tarihî ve manevi değerlere dayalı bir dünyanız ve bu doğrultuda hassasiyetlerinizin olması gerektiği gibi, yine bu kavramların içeriğini de bilmeniz önem arz eder. Türk milletine ve onun tarih sahnesindeki hikâyesine güven duymanız ve saygınızın var olması gerekir. 

2- Kurucu akla, yani Cumhuriyetin kuruluş felsefesine bağlı kalmanın derin anlamını kavramış olmak gerektiği gibi, bunun hem bir varoluş gerçekliği hem de var olma imkânının anahtarı olduğunun fark edilmiş olması özel öneme sahiptir. 

3- Geçmişten gelen tecrübe ve kurucu aklın tembihlerini doğru kavramak, aralarında ki bağı görmek ve geleceğin geçmişin bilgi ve varoluş ufkunda olduğunu idrak etmiş olmak gerekir. 

4- Türk yüzyılında var olmanın ancak ortak akıl ile imkâna kavuşacağı ve bu aklın uygulanmasıyla mümkün olacağı ve yerleşebileceği unutulmamalıdır. 

5- Özgürlük ve keyfi davranış arasındaki o ince ama çok derin farkın idrak edilmiş olması gerekir, hakların araç olarak değil, amaç olarak insanın sahip olduğu değerler olduğu ve bunun kadim insanlık tecrübesinde bulunduğu unutulmamalıdır. Bunların meşru ve hukuk içinde sahip olunan değerler olduğu içselleştirilmelidir.

6- Bağımsız ve egemen devlet olmanın gerek ve yeter şartlarını çok iyi bilip, küresel ittifakların veya güç odaklarını taş örenliğini yapmadan sadece kendi gerçekliklerinle mümkün olabileceği hatırda tutulmalı ve bağımlılığın her türlüsü reddedilmelidir.

7- Türk ve Türkiye Yüzyılı amacının ne olduğu, bununla anlatılmak istenenin mahiyetinin ve bu konuda neler yapıldığının hangi adımlar atıldığının fark edilmiş olması zorunludur. 

8- Türkçe’nin yani bir dilin bir millet için ne önem taşıdığı, bir milletin dili ve karakteri arasında derin bağın olduğu, Sayın Devlet Bahçeli’nin birçok konuşmasında Türkçeye neden önem ve değer atfettiğini “Türkçe demek Türk milleti demektir” derken neyi kast ettiğini bilmek gerekir.

9- Bölgesinde güçlü bir devlet olmanın hangi adımların atılmasıyla gerçekçi olacağını, bunun için gönül coğrafyasında nasıl var olmak gerektiğini, nelerden feragat edilebileceğini ve neleri konuşmanın veya yapmanın asla söz konusu olmadığını doğru kavramak gerekir. Terörle mücadeleyi ve ortak aklı bu bağlamda değerlendirecek ferasete sahip olmanız zorunludur. 

10- Yenidünya düzeninin ne olduğu, hangi küresel gücün ne yapmak istediği, bölgesel ve küresel dünyada kurulan veya yara alan ittifakları tam olarak bilmek ve bu bağlamda Türkiye’nin nasıl konumlanması gerektiğine bilgi olarak sahip olmak gerekir. 

Sonuç olarak, bütün siyasi ömrünü Türk Devletinin ve Türk Milletinin çıkarı anlayışı üzerine kurmuş bir lideri anlamak ancak yukarıda zikredilen bu temel hassasiyetler, ilkeler, arzu ve ideallere sahip olmakla mümkün olabilir.

Aksinin mümkün olmadığı ise asla unutulmamalıdır. 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *